USHPI/USCPIABD Enflasyondan Arındırılmış Konut Fiyatları
Grafiğimiz ABD Konut Fiyat Endeksi'nin (USHPI) Tüketici Fiyat Endeksi'ne (USCPI) oranını, yani konut fiyatlarının genel enflasyondan arındırılmış (reel) değerini göstermektedir. Şu andaki 1,35 seviyesi, konut fiyatlarının genel enflasyona göre oldukça yüksek bir primle işlem gördüğünü kanıtlıyor.
Oran Bize Şunları Söylüyor:
1. Konutun Genel Enflasyona Karşı Üstünlüğü (Reel Artış)
Oranın 1,00 seviyesinin üzerinde olması, ev fiyatlarının ekmek, süt veya yakıt gibi sepetteki diğer tüm ürünlerden daha hızlı pahalandığını gösterir.
Varlık Balonu Riski: Grafikteki dik yükseliş, 2008 krizinden önceki "konut balonu" dönemine benzer bir ivme sergiliyor. Eğer bu oran tarihsel ortalamasının (genellikle 1,0 civarı) çok üzerine çıkarsa, konut piyasasında bir "aşırı ısınma"dan söz edilir.
Alım Gücü Kaybı: Maaşlar genellikle USCPI (enflasyon) paralelinde artarken, USHPI'nin bu denli kopup gitmesi, orta sınıf için ev sahibi olmanın bir hayal haline geldiğini simgeler.
2. Arz-Talep Dengesizliğinin İspatı
Bu grafik sadece enflasyonu değil, piyasadaki yapısal sorunları da anlatır:
Arz Kıtlığı: Genel enflasyon (USCPI) düşük seyretse bile konut fiyatlarının (USHPI) fırlaması, satılık ev stokunun yetersiz olduğunu gösterir.
Maliyet Artışları: İnşaat malzemeleri ve işçilik maliyetlerinin, genel mal ve hizmet sepetinden daha agresif yükselmesi bu oranı yukarı itmiştir.
3. Yatırımcı Gözüyle Değerlendirme
Grafikteki son durum, konutun bir "güvenli liman" veya "spekülatif araç" olarak aşırı talep gördüğünü kanıtlıyor:
Yüksek Oran = Düşük Getiri Potansiyeli: Oran 1,35 gibi zirvelere yakınken konut almak, "zirveden satın alma" riskini taşır. Tarihsel olarak bu oran çok yükseldiğinde, ya konut fiyatları durulur ya da genel enflasyonun yükselerek aradaki farkı kapatması beklenir.
Kira Çarpanı Baskısı: Ev fiyatları enflasyondan bu kadar hızlı koptuğunda, kiralar genellikle bu hıza yetişemez ve gayrimenkulün geri dönüş süresi (amortisman) uzar.
4. Makroekonomik Risk: "Düzeltme" Beklentisi
Grafikteki dik ivmelenme genellikle sürdürülebilir değildir. Bu tablonun normalleşmesi iki yoldan biriyle olur:
Sert Düzeltme: Ev fiyatlarının (USHPI) nominal olarak düşmesi (Ekonomik kriz senaryosu).
Yatay Seyir: Ev fiyatlarının sabit kalırken, genel enflasyonun (USCPI) yükselerek farkı kapatması (Stagflasyon benzeri süreç).
Görseldeki 1,35 değeri, ABD'de konut piyasasının genel ekonomiyle olan bağının koptuğunu ve konutun hiç olmadığı kadar pahalı hale geldiğini gösteriyor. Bu durum, olası bir faiz artışı veya ekonomik durgunlukta konut piyasasının en hassas (kırılgan) bölge olacağına işaret eder.
FED’in faiz kararları, USHPI / USCPI grafiği üzerindeki en güçlü "yerçekimi" kuvvetidir. Bu oranın 1,35 seviyesindeki seyri, FED'in hamleleriyle doğrudan bir çarpışma rotasındadır.
FED kararlarının bu oran üzerindeki ayrıntılı etkileri:
1. "Mortgage" Maliyetleri ve Talep Baskısı
FED faiz artırdığında, ABD'de 30 yıllık sabit mortgage oranları hızla yükselir.
Oranın Düşüş Eğilimi: Faizler arttıkça, insanların aylık ödeme kapasitesi düşer. Bu durum USHPI (ev fiyatları) üzerinde aşağı yönlü baskı kurar. Eğer genel enflasyon (USCPI) yüksek kalmaya devam ederse, pay payda karşısında küçüleceği için grafik sert bir inişe geçer.
"Lock-in" Etkisi: Ancak şu anki gibi yüksek faiz dönemlerinde, düşük faizle ev almış olanlar evlerini satmak istemezler (arz kısılır). Bu da oranın beklenen hızda düşmesini engeller ve piyasada bir kilitlenmeye yol açar.
2. Likidite Daralması ve Varlık Balonları
Grafikteki 1,35 seviyesi, piyasadaki "ucuz para" döneminin bir mirasıdır.
Parasal Sıkılaşma (QT): FED piyasadan nakit çektiğinde, gayrimenkul gibi likiditesi düşük varlıklardan çıkış başlar.
Reel Değer Kaybı: FED enflasyonu (USCPI) %2 hedefine çekmeye çalışırken, faizleri yüksek tutarak ev fiyatlarındaki spekülatif köpüğü söndürmeyi hedefler. Bu, grafikteki dik çıkışın "yataylaşması" veya "çökmesi" anlamına gelir.
3. Konut Sektörünün Enflasyon İçindeki Ağırlığı
İlginç bir paradoks vardır: USCPI (enflasyon) sepetinin yaklaşık %30-%40'ı konut maliyetlerinden (kira ve eşdeğer kira) oluşur.
Gecikmeli Etki: Ev fiyatları (USHPI) düştüğünde, bu durum enflasyon verisine (USCPI) 6-12 ay gecikmeyle yansır.
Kısırdöngü: Oran 1,35 iken FED faiz artırmaya devam ederse, bir noktada ev fiyatları o kadar sert düşebilir ki, bu durum genel enflasyonu da beraberinde aşağı çeker ve ekonomiyi resesyona sokabilir.
Grafikteki 1,35 seviyesi, FED için bir "alarm" seviyesidir. FED'in temel amacı bu oranı tarihsel ortalamalara (yaklaşık 1,0 - 1,1 bandına) geri çekmektir. Bu da ya ev fiyatlarının nominal olarak düşmesiyle ya da ev fiyatları sabitken genel hayat pahalılığının artmasıyla gerçekleşecektir.
Şu anki tablo, konut piyasasının makroekonomik verilere göre "aşırı pahalı" olduğunu ve FED'in bu tabloyu değiştirmek için elindeki en güçlü silah olan faizi kullanmaya devam edeceğini gösteriyor.
Tamam ama, Trump yönetiminin Kevin Warsh hamlesi piyasadaki tüm denklemleri değiştirdi. Trump, mevcut FED Başkanı Jerome Powell'ı faizleri yüksek tuttuğu için sert bir dille eleştirirken, Kevin Warsh'ı ekonomiyi canlandıracak ve faiz indirimlerine daha sıcak bakacak bir isim olarak aday gösterdi. Hatta Trump, Warsh'ın göreve gelmesiyle ekonominin %15 büyüme hızına ulaşabileceğini dahi iddia ediyor.
Eğer bu senaryo gerçekleşir ve faizler Trump ile Warsh'ın istediği gibi hızla aşağı çekilirse, USHPI / USCPI oranının bulunduğu "aşırı pahalı" bölgedeki seyri şu şekilde değişir:
1. Konut Fiyatlarında "İkinci Dalga" Artışı
Düşük faiz, mortgage taksitlerini azaltarak kenarda bekleyen alıcıları sahaya sürer.
Aylık ödemelerin düşmesi, özellikle orta ve üst segment konutlara olan talebi hızla artırır.
Talep artışı, zaten kısıtlı olan konut arzı üzerinde yeni bir baskı kurarak ev fiyatlarını (USHPI) nominal olarak daha da yukarı taşır. Bu durum, grafikteki oranın (1,35) düşmek yerine daha da zirveye tırmanmasına neden olabilir.
2. "Lock-in" Etkisinin Kırılması (Arz Artışı)
Şu anki yüksek faiz ortamında, %3 ile kredi çekmiş olan ev sahipleri evlerini satıp %7 ile yeni kredi borcuna girmek istemiyor.
Faizler indiğinde bu kilitlenme çözülür. Daha fazla ikinci el konut piyasaya girer.
Artan arz fiyatları dengelemeye çalışsa da, tarihteki örnekler genellikle talebin arza göre çok daha hızlı tepki verdiğini ve fiyatların arttığını gösteriyor.
3. Enflasyon (USCPI) ve "Negatif Reel Faiz" Riski
Analistler, Trump'ın taleplerinin gerçekleşmesi durumunda (enflasyon %2 iken çok düşük faiz) "negatif reel faiz" ortamının oluşabileceğini belirtiyor.
Eğer faizler enflasyondan daha hızlı düşerse, nakit paradan kaçan yatırımcı gayrimenkule sığınır. Bu da konut fiyatlarının genel enflasyondan (USCPI) çok daha sert kopmasına ve 1,35 olan oranın 1,50 gibi ekstrem seviyelere çıkmasına yol açabilir.
4. Kevin Warsh'ın "Bilanço" Stratejisi
Warsh'ın yaklaşımı sadece faizle sınırlı değil; o, FED'in bilançosunu küçülterek para arzını yönetmeyi savunuyor.
Warsh, kısa vadeli faizleri düşürürken uzun vadeli tahvil faizlerini yüksek tutacak (getiri eğrisi kontrolü) bir politika izleyebilir. Bu da mortgage oranlarının, FED'in politika faizi kadar hızlı düşmemesine neden olabilir ki bu durum konut piyasasındaki "köpüğü" bir miktar dizginleyebilir.
Faizlerin kesin olarak ineceği bir senaryoda, ev fiyatlarındaki nominal artışın devam etmesi kaçınılmaz görünüyor. Ancak bu durumun grafiğimizdeki "aşırı pahalılık" oranını düşürüp düşürmeyeceği, genel enflasyonun (USCPI) ne kadar hızlı yükseleceğine bağlı olacaktır. Eğer enflasyon da faizle birlikte fırlarsa oran dengelenir; ancak enflasyon düşük kalır ve sadece evler pahalanırsa, tarihin en büyük konut balonuyla karşı karşıya kalabiliriz.
Ekonomi
Zayıf Dolar Güçlü ABDYine, Yeniden Triffin İkilemi
ABD Merkez Bankası'nın son dönemdeki faiz kararları ve küresel finans sisteminin kronik sorunu olan Triffin Çelişkisi, aslında madalyonun iki yüzü gibidir: Biri kısa vadeli para politikası istikrarını, diğeri ise bu sistemin yapısal sürdürülebilirliğini temsil eder.
Ocak 2026 itibarıyla FED, politika faizini %3,50 – %3,75 aralığında sabit tutma kararı alarak piyasalara "temkinli iyimserlik" mesajı vermiştir. Bu kararın temel nedenleri ve sonuçları şunlardır:
Enflasyon ve Büyüme Dengesi: FED, enflasyonun hedeflenen %2 seviyesine kalıcı olarak indiğinden emin olmak istiyor. Faizlerin sabit tutulması, ekonomiyi ne çok soğutmak ne de aşırı ısıtmak istemediklerini gösterir.
Doların Gücü: Faizlerin yüksek seyretmesi veya sabit kalması, ABD dolarının diğer para birimleri karşısında güçlü kalmasını sağlar. Bu durum, ABD için ithalatı ucuzlatarak enflasyonla mücadeleye yardımcı olur.
Küresel Etki: FED'in "pas" geçmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin (Türkiye gibi) merkez bankalarına nefes aldırır. Ancak faizlerin hala nispeten yüksek olması, bu ülkelerden sermaye çıkış riskini canlı tutar.
Triffin Çelişkisi (Paradoksu)
1960'lı yıllarda Belçikalı iktisatçı Robert Triffin tarafından ortaya atılan bu çelişki, bir ulusal paranın (Dolar) aynı zamanda dünyanın "rezerv parası" olmasından kaynaklanan temel bir çatışmayı ifade eder.
Likidite İhtiyacı: Dünya ticaretinin dönmesi ve ülkelerin rezerv biriktirmesi için ABD'nin dünyaya sürekli dolar "ihraç etmesi" gerekir. Bu da ABD'nin sürekli cari açık vermesi demektir.
Güven Sorunu: ABD sürekli cari açık verip dünyaya dolar saçtıkça, bir noktadan sonra "Bu kadar doların bir karşılığı var mı?" sorusu doğar. Bu da dolara olan güveni sarsar ve rezerv para statüsünü tehlikeye atar.
Eğer FED piyasaya yeterli dolar sürmezse dünya ticareti daralır (deflasyonist baskı); çok fazla sürerse doların değeri ve güvenilirliği düşer (enflasyonist baskı).
Trump'ın az önce yana yakıla şikâyet ettiği FED'in dün faizi sabit tutması Triffin Çelişkisi'ni modern bir düzlemde yeniden canlandırıyor:
Sıkı Para Politikası ve Dolar Kıtlığı: FED faizleri yüksek tuttuğunda (veya indirimleri ertelediğinde), dünya piyasalarındaki dolarlar ABD'ye geri döner. Bu durum, küresel bir "dolar kıtlığına" yol açarak gelişmekte olan ülkelerin borç ödeme kapasitesini zorlar.
ABD'nin İçsel Hedefleri vs. Küresel Sorumluluk: FED, kararlarını alırken öncelikle ABD enflasyonuna ve istihdamına bakar. Ancak aldığı kararlar tüm dünyayı etkiler. İşte çelişki tam buradadır: Fed kendi ekonomisini kurtarmaya çalışırken, dünyanın geri kalanında likidite krizine neden olabilir.
Bugün dünya, sadece doların değil, Euro ve Yuan gibi diğer paraların da sahneye çıktığı "Çok Kutuplu Bir Rezerv Sistemi" tartışmalarının içindedir. Ancak hala küresel ticaretin %80'den fazlası dolarla döndüğü için, Fed'in faizi sabit tutması bile Triffin'in bahsettiği o hassas dengenin (likidite vs. güven) ne kadar kırılgan olduğunu bize hatırlatmaktadır.
ABD'nin BorçlarıYüksek Sürdürülemez Oran: Borç/GSYH
ABD, 2024 yılında ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nın %124.30'u olan bir Hükümet Borcu/GSYİH oranı kaydetti. ABD'de Hükümet Borcu/GSYİH, 1940'tan 2024'e kadar GSYİH'nin %66.38'ine ulaşarak, 2020'de GSYİH'nin %126.30'u ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı ve 1981'de %31.80 ile rekor düşük seviyesine geriledi.
ABD'nin 2024 sonunda ulaştığı %124,30 seviyesindeki borç/GSYİH oranı, hem tarihsel hem de küresel ölçekte oldukça yüksek bir seviyeyi temsil etmektedir. Bu oran, ülkenin toplam kamu borcunun, bir yıl içinde ürettiği tüm mal ve hizmetlerin toplam değerinden daha fazla olduğunu gösterir.
Bu durumun sürdürülebilirliğini üç ana başlık altında analiz edebiliriz:
1. Borç Dinamikleri ve Sürdürülebilirlik Riskleri
Ekonomistlerin çoğu, ABD'nin mevcut mali politikasının uzun vadede sürdürülemez olduğu konusunda hemfikirdir.
Faiz Giderleri: 2024 ve 2025 verilerine göre, ABD'nin borç servis maliyeti (faiz ödemeleri) yıllık 1,1 trilyon doları aşmış durumdadır. Bu miktar, savunma bütçesi gibi devasa kalemlerin bile üzerine çıkmıştır. Borcun çevrilmesi için sürekli yeni borç alınması borç sarmalı riskini tetiklemektedir.
Bütçe Açıkları: ABD, GSYİH'nin yaklaşık %5-6'sı oranında kronik bütçe açıkları vermeye devam etmektedir. Nüfusun yaşlanmasıyla birlikte sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarının artması, bu açığın kapanmasını zorlaştırmaktadır.
Dışsal Şoklara Hassasiyet: Borcun yaklaşık %25-30'u kısa vadeli (1 yıldan az) tahvillerden oluşur. Bu durum, faiz oranlarındaki küçük bir artışın bile bütçe üzerinde anında yıkıcı etki yaratmasına neden olur.
2. ABD'yi Diğer Ülkelerden Ayıran Avantajlar (Asıl Soru: Neden Henüz Kriz Çıkmadı?)
%124 oranı çoğu ülke için "iflas" demek olsa da ABD, doların küresel rezerv para birimi olması sayesinde bazı ayrıcalıklara sahiptir:
Rezerv Para Avantajı: Dünya ticaretinin ve merkez bankası rezervlerinin büyük kısmı dolar cinsindendir. Bu, ABD hazine kağıtlarına her zaman bir talep olmasını sağlar (fiyatlanmış güven).
Kendi Para Birimiyle Borçlanma: ABD, borcunu kendi bastığı para birimi (USD) ile öder. Bu, teknik olarak bir "temerrüt" (borcu ödeyememe) riskini ortadan kaldırsa da, aşırı para basımı enflasyon yoluyla borcun reel değerini eritme (gizli temerrüt) riskini taşır.
Güvenli Liman Statüsü: Küresel kriz anlarında yatırımcılar riskten kaçmak için yine ABD tahvillerine yönelir; bu da borçlanma maliyetlerini paradoxal bir şekilde düşürür.
3. Ekonomik Etkiler ve "Dışlama" (Crowding Out) Etkisi
Yüksek borç oranı, doğrudan bir çöküş getirmese de ekonomiyi şu yollarla zayıflatır:
Özel Yatırımların Azalması: Devletin piyasadan çok fazla borçlanması, faizleri yukarı çeker ve özel sektörün yatırım yapabileceği sermayeyi "dışlar".
Mali Esneklik Kaybı: Gelecekte yaşanabilecek yeni bir pandemi veya savaş durumunda, hükümetin ekonomiyi desteklemek için harcayabileceği "barut" kalmaz.
Düşük Büyüme: Tarihsel çalışmalar (örn. Reinhart-Rogoff), borç/GSYİH oranının %90'ı aşmasının uzun vadeli büyüme potansiyelini yıllık bazda %1-2 oranında aşağı çekebildiğini savunmaktadır.
Bakınız, hasta yoğun bakımda. Solunum (ciğerler) bitik; makineye bağlı, dolaşım (kalp) bitik; makineye bağlı, boşaltım (böbrekler) bitik; makineye bağlı. Bazıları ise hasta güzel görünsün diye makyaj yapma önerisinde bulunuyor; ruj, allık, göz kalemi.
Peki, en kritik soruyu da sorayım: Nereye gidiyoruz?
Yanıt için bazı anahtar sözcükler: kriz, savaş, sıfırlanma, yepyeni dünya.
GEPUCURRENT (Global Economic Policy Uncertainty Index)Merhaba,
Okuduğum bir makalede Mağfi Hoca değinmiş. İlgimi çekti ve Index'i biraz inceledim. İlginç hususlar tespit ettim ve sizlerle paylaşmak istedim.
Küresel Ekonomik Belirsizlik Endeks'i olarak adlandırılan bu endekste, Trump'ın ilk başkanlığı döneminde ve şimdi de ikinci başkanlığı döneminde Küresel çapta ekonomik belirsizliğin son derece yükseldiği görülmekte. Aynı dönemlerde Ons altın hareketini incelediğimde ise; Trump dönemlerinde Ons altının ciddi şekilde yükselmesinin bu ekonomik belirsizlik ile doğrudan ilişkili olduğu açıkça gözler önüne seriliyor.
Düşünebiliyor musunuz? İkinci Trump döneminde ekonomik belirsizlik 2008 Krizi ve Covid döneminden bile daha yüksek seviyelere ulaşmış durumda.
2008 krizinde 208, Pandamide ise 420 olan belirsizlik endeksi, Trump'ın bu son döneminde 628 puanı görerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Hal böyle olunca, belirsizlik dönemlerinde yatırımcılar riskli varlıklardan kaçıp, güvenli liman diye bilinen Ons altın ve diğer kıymetli metalleri tercih etmesi kadar doğal bir şey olamaz herhalde.
Nitekim;
Trump dönemlerinde yatırımcıların ekonomik belirsizlik nedeniyle Ons altın ve Altının liderliğinde diğer kıymetli metallere yöneldiğini bu grafikte çok açık şekilde görebilmekteyiz.
Bu grafikte bir başka dikkat çekici husus ise;
Birinci Trump döneminde Ons altındaki dip/tepe aralığı %81 olmuş. İkinci dönemini yaşadığımız şu günlerde ise bu oran şimdiden %64'leri bulmuş durumda. Trump'ın en azından bir önceki dönemindeki gibi olacağını varsayarsak, Ons altının 5000 Dolar seviyelerini görmesi çok doğal görülüyor. Kaldı ki; Trump'ın iktidarda 3 senesi daha var. Elbette tek mukayese bu olamaz ama bu adamın bir ekonomik yoğurt yeme şekli var ve bunun değişeceğini hiç sanmıyorum.
Yine bu bağlamda, Küresel ekonomik belirsizliğin yüksek olmaya devam etmesi durumunda, Kripto varlıkların yükselmesi de pek olası değildir.
Özetle belirtecek olursam. Belirsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda, ciddi fiyat dalgalanmaları yaşanabilir ve bu da tecrübesiz yatırımcılar için istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Çok dikkatli olunması gerekir.
Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmayın lütfen...
Yay ile Kırmızı Liste ve enflasyon verisi inceleme 24 11 2025Yay ile Kırmızı Liste ve enflasyon verisi inceleme 24 11 2025
Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Paylaşılan tüm çalışmalar, Yay Projesi’nin teknik yaklaşımına dayanan kişisel görüş niteliğindedir.
Her enstrümanın yay fazı, yönü ve bant yapısı yalnızca analitik bir yorumdur;
her yatırımcı kendi risk tercihi ve karar süreci doğrultusunda hareket etmelidir.
ABD hükümeti kapanmasın 35 günü?Tarihin en uzun kapalı hükümet politikasi ( fatura yüksek)
Trump yakın yetkililer 1 Aralık diyor 🚨
Oysa arka tarafda işler değişik bir hal alıyor!
Şükran günu+ ödenme yen faturalar+ ön seçim/ tatil önü Trump sıkışmış gibi gözüküyor!
Dengelerin değişmesi an meselesi
Ya bu hafta/ ya önümüzdeki hafta
Çünkü ekonomik olarak surdurebilirlik
Kaos oluşturma'mak için Trump algısı
Ism PMI ABD düşük gelmesi
Avrupa da ise ısm PMI 50 geldi?
Önümüzdeki günlerde politika ve ekonomik işler Kasım ( bu ay) düzenleme bitirmek için son ay 🚨🚨
Şirketler ve kurumlar tatil önü son bir
Fonlama EFT şu yapması mecbur
BTC ile şu an işler olumlu 103k yeterli
Olaki 100 altı 92 boşluğu için idael kapıyı açıyor 🚨 aynı zamanda 100 altı
Bir hareket 126 tepeyi doğrular bunuda ayı piyasa'si takip eder
BTC 2025 ath'si 140+
Ama halving ath'si değil ( 270+310)
Eth tarafında ise 17 Kasım+ 3 Aralık güncelleme beklenir aynı zamanda
BTC 126 hareketi önemli!
Alt ise xrp nin SEC dosya kararı ve alt için spot EFT ler için kapı açılıyor bunun anlamı nihai karar altları coşku yaratir!!!!
Btcdom bir hamlesi çöküş için sadace
Dxy endexs bakıyor burada tahvil ve hisselerdeki kopuşu hızlandırır
Takvim olarak olaylara bakarsak Fed 1 Aralık bilanço sonlardirma ve aynı zamanda 50bz indirimi için uygun zemin. Hazırlıyor!!
( 2017 ralli önü
( 2020 ralli önü
(2024 aynı benzer senaryolar)
( Yukarıda kullanılan cümleler hayel ürünüdür)
YAY ile KIRMIZI LİSTE – 3.11.2025 🌀 YAY ile KIRMIZI LİSTE – 3.11.2025 🔥
🎯 Bugün YAY’da eğriler konuşuyor…
🔴 Kırmızılar birer birer sahnede — kim düşüşün gölgesinde, kim çıkışın eşiğinde?
📈 Her yay bir iz bırakır, her eğri bir sır saklar…
💫 “Göründüğü gibi değil” diyenlerin günü bu.
🪶 Yay diliyle:
⛓️ bağlama değil çözülme zamanı
💥 çizgi değil yay
🫧 sessiz, sakin ama derinden…
📊 #Yay #KırmızıListe #Analiz #YayDili #Yay
Bu hafta izlenecek önemli istihdam verileriYeni işgücü piyasası verileri, istihdam, işsizlik ve ücret artış rakamlarının tümü Federal Rezerv'in para politikasını etkileyeceği için bu hafta dikkatlerin odak noktası olacak gibi görünüyor. Beklenenden yüksek istihdam rakamları dolar talebini artırabilirken, zayıf rakamlar piyasaların Fed'in daha fazla gevşemeyi beklemesi nedeniyle dolar üzerindeki baskıyı sürdürebilir.
Eylül ayı tarım dışı istihdam rakamlarının 39.000 olarak tahmin ediliyor. Bu rakam, Ağustos ayındaki 22.000 rakamına göre hafif bir iyileşme gösteriyor, ancak 2023 ve önceki yılların çoğunda görülen seviyelerin hala oldukça altında (grafik, sol üst).
İşsizlik oranının %4,3'te kalması bekleniyor (grafik, sağ üst).
Ortalama saatlik kazançların, Ağustos ayında kaydedilen artışla uyumlu olarak aylık bazda %0,3 artması bekleniyor. Bu, istihdam yaratımındaki yavaşlamaya rağmen devam eden ücret baskılarını yansıtarak yıllık ücret artışını istikrarlı tutacaktır.
JOLTS iş ilanlarının sayısı 7,3 milyon ile yüksek seviyede kalmaya devam ediyor (grafik, sol alt), ancak 2022'de ulaşılan zirvelerin oldukça altında. Bu, şirketlerin yeni iş ilanlarını daha yavaş yayınladığını, ancak talebin tamamen azalmadığını gösteriyor.
Fed'in faiz indirim olasılığı Cuma günkü istihdam raporu önce...Fed'in faiz indirim olasılığı Cuma günkü istihdam raporu öncesinde %97'ye ulaştı
Piyasalar, Federal Rezerv'in faiz oranlarına ilişkin bir sonraki adımını büyük ölçüde etkileyebilecek olan Cuma günkü ABD NFP istihdam raporunu bekliyor.
Yatırımcılar, faiz indirimini destekleyen ancak ekonominin zayıflayacağına dair endişeleri artırmayan bir sonuç istiyor. ADP özel sektör istihdam raporu, Ağustos ayında 54.000 yeni iş yaratıldığını gösterdi. Wall Street, bu rakamı Fed'in Eylül ayında faiz indirmesi için yeterince zayıf, ancak resesyon sinyali verecek kadar zayıf olmayan bir rakam olarak değerlendirdi ve hisse senetleri bu haberin ardından yükseldi.
CME Group'un FedWatch aracına göre, Fed'in iki hafta sonra yapacağı toplantıda faiz indirme olasılığı şu anda %97.
Fed faiz indirimi zamanlaması: Eylül mü, Ekim mi?Jackson Hole Sempozyumu, yatırımcıların Eylül ayında Fed'in 25 baz puanlık faiz indirimi yapacağına dair beklentilerinin artmasıyla birlikte ABD doları üzerinde yeniden aşağı yönlü baskı oluşmasına zemin hazırladı.
Ancak Morgan Stanley, böyle bir hamleye sadece %50 olasılık atfederek Eylül ayında faiz indiriminin kesin olmadığını ima ediyor.
Piyasa odağı da Ekim ayında faiz indirimi olasılığına yöneliyor. Piyasa, Fed'in arka arkaya iki faiz indirimi yapma olasılığını çok düşük görüyor.
Morgan Stanley'in görünümü, Fed'in yaygın olarak beklenen Eylül ayı faiz indirimini Ekim ayına erteleyebileceğini ima ediyor olabilir.
Uygulamada, piyasa etkisi her iki durumda da benzer olabilir. Powell Eylül ayında bir sonraki ay gevşeme olacağını işaret ederse, dolar zayıflayacak ve hisse senetleri güçlenecektir.
Salı gününün üçlü riskiSalı gününün üçlü riski: Gümrük vergileri, RBA faiz indirimi ve ABD enflasyonu
Tüccarlar, ABD-Çin ticaret görüşmelerindeki gelişmeler, RBA politika kararı ve en son ABD enflasyon verileriyle yoğun bir Salı günü geçirecek.
ABD-Çin gümrük vergisi son tarihi – Salı
ABD ve Çin arasındaki mevcut ateşkes 12 Ağustos'ta sona erecek ve ABD Ticaret Bakanı Lutnick, ateşkesin 90 gün uzatılacağını belirtti. Çin, Hindistan'a uygulanan önlemler gibi, Rus petrol ithalatına da %25'lik ek gümrük vergisi uygulayabilir.
RBA açıklaması – Salı
Avustralya Merkez Bankası'nın faiz indirimine gideceği yaygın olarak bekleniyor. Reuters'ın yaptığı ankete göre, ankete katılan 40 ekonomistin tamamı 25 baz puanlık bir indirimle faiz oranının %3,60'a düşeceğini öngörüyor. Genel piyasa, bu sonucun gerçekleşme olasılığını %98, daha büyük bir 50 baz puanlık indirim olasılığını ise %2 olarak fiyatlıyor.
ABD TÜFE – Salı
Temmuz ayı ABD TÜFE'sinin aylık bazda %0,2 artarak yıllık oranı %2,7'den %2,8'e çıkarması bekleniyor. Wells Fargo, rakamların tüketici fiyatlarına yansıyan daha yüksek gümrük vergilerinin işaretlerini gösterebileceğini belirtiyor.
Trump'ın Fed seçimi, doların değerinin düşebileceğine işaret ...Trump'ın Fed seçimi, doların değerinin düşebileceğine işaret ediyor
ABD Başkanı Trump, CEA Başkanı Stephen Miran'ı Fed Yönetim Kurulu üyesi Adriana Kugler'in geçici olarak yerine atadı. Miran, en az 31 Ocak 2026 tarihine kadar görev yapacak.
Beklendiği gibi, Miran, gümrük vergilerini destekleme ve Federal Rezerv'in bağımsızlığına şüpheyle yaklaşma gibi Trump'ın politika görüşlerine yakın duruyor.
Özellikle, Miran ABD dolarının mevcut gücünün eleştirmeni ve ABD'nin cari açık sorununu çözmek için doları kasıtlı olarak zayıflatmayı öneren “Mar-A-Lago Anlaşması”nın yazarıdır.
Beyaz Saray da yeni bir Fed başkanı arıyor. Piyasalar, bir sonraki başkanın bağımsız para politikasından çok Trump'ın gündemine öncelik vereceğine inanırsa (bu aşamada güvenli bir varsayım), yatırımcılar enflasyon riskini korumak için ABD borçlarında daha yüksek getiriler talep edebilir. Bu da ABD paritelerine oynaklık katabilir.
Fed faiz indirimi tartışmalarında son gelişmelerFed'in bu hafta faiz indirimi yapması beklenmiyor, ancak bu FOMC toplantısı yine de çok ilginç geçecek.
Powell, gümrük vergilerinin enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu gerekçe göstererek faiz indirimi çağrısı yapan yönetim kurulu üyeleri Waller ve Bowman'ın artan baskısına yanıt vermek zorunda kalacak.
Yine de Powell, FOMC'deki 12 oydan sadece biri ve faiz indirimi için daha geniş bir destek olduğuna dair pek bir işaret yok.
İşgücü piyasasının istikrarlı olması ve gümrük vergilerinin enflasyona yol açtığına dair ilk işaretlerin görülmesi nedeniyle Fed'in faizleri sabit tutması için nedenleri var. Faiz kararı Çarşamba günü saat 14:00'te açıklanacak ve ardından saat 14:30'da Powell'ın basın toplantısı yapılacak.
Bu karar, son haftalarda Powell'ın liderliğine yönelik saldırılarını yenileyerek hayal kırıklığını artıran Başkan Trump ile Fed arasındaki uçurumu daha da genişletecektir.
Gerilim uluslararası dikkatleri üzerine çekmiştir. Pazartesi günü IMF, küresel finansal istikrara tehdit oluşturabilecek merkez bankalarına yönelik siyasi müdahale konusunda bir uyarı yayınladı.
DİKKAT! Ekonomik Kriz Kapıda ! 2000 ve 2008 Benzerliği !✅GEPUCURRENT Endeksi✅, küresel ekonomik belirsizliği ölçen bir göstergedir ve şu anda 603,56 puanla tüm zamanların en yüksek seviyesine🟥ulaşmıştır.
Bu yüksek belirsizlik seviyesi, yatırımcıların riskli varlıklardan (örneğin Bitcoin ve hisse senetleri) kaçınmalarına ve güvenli limanlara (altın gibi) yönelmelerine neden olabilir⚡️.
Ayrıca, merkez bankalarının daha temkinli faiz politikaları uygulaması ve likidite koşullarının sıkılaşması gibi gelişmeler de olasıdır. Geçmişte iki global dünya krizi benzerliği ile şimdiki benzerlik ile ilgili de ikinci paylaşımımı yapacağım ve video çekeceğim🎞
Küresel Belirsizlik Endeksi Nedir?Küresel belirsizlik endeksleri rekor kırıyor, 2008 ekonomik krizi ve 2020 pandemi krizindeki seviyeler geride kaldı, bu ne anlama geliyor?
Bitcoin mi, altın mı? 603 puanlık belirsizlik hangisini parlatır?
1⃣ GEPUCURRENT Endeksi: Rekor Belirsizlik!
Global Ekonomik Politika Belirsizlik Endeksi ülkelerin ekonomik büyüklüklerine göre ağırlıklandırılmış bir şekilde küresel belirsizliği ölçüyor.
Bu ne demek? ABD öksürse dünya grip oluyor ya, işte bu endeks tam olarak bunu hesaplıyor. An itibariyle endeks 603,56 puan ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Karşılaştırmak gerekirse:
2008 krizinde sadece 210 puandaydı.
2020 Covid döneminde 420 puanı görmüştü.
Yani şu an küresel ekonomideki belirsizlik düzeyi tarihte hiç bu kadar yüksek olmamış.
2⃣ World Uncertainty Index (WUI)
WUIGLOBALSMPAVG verisi de benzer şekilde küresel belirsizliği ölçüyor ama bu sefer ülkelerin büyüklüğü dikkate alınmıyor; her ülke eşit sayılıyor.
Şu anda 31.213 puanda
Tüm zamanların rekoru 33.863 puan (Q3 2016). Yani çok net söyleyebiliriz ki bu endeks de zirveye göz kırpıyor.
Bu kadar yüksek bir seviye bize şunu söylüyor: Dünya çapında belirsizlik, tam anlamıyla herkesin gündeminde.
Küçükten büyüğe tüm ekonomiler "acaba yarın ne olacak?" endişesiyle yaşıyor.
✅Sonuç
Belirsizlik Artarken Ne Beklemeli?
Bu iki metriğin birlikte bu kadar yüksek olması, riskli varlıklar (Bitcoin, hisse senetleri, altcoin’ler) için dikkatli olunması gereken bir ortam oluşturuyor.
Risk-on varlıklar için etkisi ne?
Belirsizlik yükselirse, yatırımcılar doğal olarak “risk almak” istemez. Bu da ilk olarak Bitcoin gibi voatilitesi yüksek ürünlerde satış baskısını artırabilir (vergi tarifleri ilk çıktığında sert düştü). Kısa vadede yükseliş momentumu yavaşlar, yatırımcılar nakde ya da daha güvenli limanlara geçer.
Risk-off varlıklar için etkisi ne?
Altın ve gümüş gibi geleneksel güvenli limanlar ise bu tür belirsizlik dönemlerinde daha çok tercih edilir. Yani “panik modu” açıldığında, bu varlıklar yükseliş trendine girebilir.
Kısa ve orta vadedeki riskler neler olabilir?
Volatilite artabilir. Hem yukarı hem aşağı yönlü sert hareketler görebiliriz. Merkez bankaları daha temkinli olabilir. Faiz kararları ertelenebilir (faiz indirimleri ertelendi) veya daha az şahin mesajlar gelebilir. Likidite azalabilir (bu yaşandı).
Özetle belirsizlik endeksleri tepedeyken temkinli olmakta fayda var.
GLOBAL ZEYTİN YAĞI FİYAT ENDEKSİŞimdi soruyorum tüm maliyetlere katlanıp ucuzdan zeytin yağı satmak zoruunda kalan üreticiden mal çıktıktan sonra fiyatlarda %100 lük artıştan kim faydaklanacak olan ülkenin tarımına üreticisine ve sofrasına kadar gidiyor.
kayıt dışına çıkan çiftçi sayısı 500 bin üretmekten vazgeçen toplum nereden beslenecek
samanı ithal ettininiz yetmedi çalışacak insan gücünü göçmenle kapattınız ülkenin kendi halkını muhtaç hale getirdiniz şimdi sıra nerede
(ISM) United states manufacturing PMI$btc. #eth
ISM yukseliyorsa ( 50 üstü) BTC dahi iyi performans göstermeye başlar!
Ancak PMI ISM zirveye ulaştığında ve aşağı doğru yoneldiginde hem.btc+ alt
Önemli ölçüde geri çekilir ( ayı piyasina gireriz)
Bu grafiği BTC hariç kritpo piyasa değerinin
Grafikle karşılaştırma yapabilirsiniz!
Türkiye'de Ev Yatırımı Yapmak İçin Doğru Zaman Mı?TCMB Politika faizi %46'ya çıktı, kredi maliyeti çok yüksek, peki Türkiye'de ev yatırımı yapmak için doğru zaman mı?
Türkiye'de ortalama ev fiyatları son 12 ayda dolar bazlı %11,74 arttı, peki bu veriyi (TRHPI) TradingView'de ücretsiz bir şekilde takip edebileceğinizi biliyor musunuz?
1️⃣ Ev Fiyat Endeksini Takip Etmek
Süper grafikler ekranımızı açtıktan sonra sembol arama bölümüne “TRHPI” kodunu yazıyoruz.
Karşımıza Merkez Bankasından alınan aylık ev fiyat endeksi çıkacaktır. Burada ev fiyat endeksimizi TL bazlı görebiliriz, son 12 ayı incelediğimizde ise endeksin %28,49 yükseldiğine şahitlik ediyoruz.
2️⃣ Ev Endeksine Dolar Bazlı Bakmak
Bu defa sembol arama bölümüne tam olarak “TRHPI/USDTRY” kodunu yazıyoruz.
Bu sadece ev fiyat endeksini dolar bazlı olarak göreceğiz. Türk lirası gibi yüksek enflasyona sahip para birimleriyle satılan enstrümanların dolar karşısındaki performanslarını incelemek, yatırım yapmadan önce kontrol etmemiz gereken bir başka metrik.
Unutmamak lazım ki doların da bir enflasyonu var.
✅Sonuç
Artık ev endeksine hem Türk Lirası hem de Dolar bazlı bakmayı öğrendik.
TL bazlı olarak ev fiyatları düzenli olarak yükseliyor, ancak dolar bazlı baktığımızda ise endeksin an itibariyle 4,49 puanda olduğunu görüyoruz. Ancak Mart 2025'de endeksin dolar bazlı olarak tüm zamanlar rekorunu kırarak 4,70 seviyesine ulaştığını ve buradan bir düzeltmeye girdiğini görüyoruz.
Bana sorarsanız tarihsel olarak (jeopolitik, makroekonomik ve siyasi sebepleri kenara koyduğumuzda) endeksin 3,45 puanın üzerinde olduğu senaryoda konut yatırımı çok da mantıklı durmuyor. Zaten kira ve yatırım maliyeti arasındaki makas da bunu destekler nitelikte.
Okuduğunuz için teşekkür ederim 🙏






















